Küfür şiirleri
Küfür şiirleri
Numan Arıman / Yıldız Risalesi, Sayı 2
mahzun ve güzel kalanlara...*
sert bakışları altında şehrin
saçları darmadağınık sokaklardan geçiyorum
saçlarını güneşten sakındıran yârim için
türküler söylüyorum
oysa ben
henüz isyanın konuk olduğu evler yokken
yüksek binalarda öldüm
cesedim irin kokan sokaklarda dolaştırıldı
adım sert dişliler arasında çarmıha gerildi
ölüm tarlasına ekilen kelimelerin hasadıdır
şehrin sırtını tarazlayan iniltilerim
ki ben iyi bir çiftçi değilim
bunu böyle bilsin insanlar
ne dudağımdan kalkan atlıların ardındaki hırıltı
ne ensemi hırpalayan güneş
hiçbiri,
o delikanlı bakış
o göğsümde kabaran güven
yüreğimde taşıdığım hırçın gül
evet hiçbiri dilimde volta atan
yalanın tadını veremeyecek
bu şehirde çocuklar ölür doğmadan
henüz geçilmiyorsa
özgürlük meydanları budalalardan
ve bu şehirde yârimi bulur
dudaklardan kalkan kirli sözler
"sen, şehrin kapılarının bize dönük olmayan yüzündesin"
irkilir tüm benliğim bir ah ile
can damarları kurur sözlerimin
nazar olur gözler
serin bir söz iliştirilir çocuğun göğsüne
dua niyetine, umut diye bilirim ki
güneş saçlarını kirletir sevdiğimin
yüreğindeki son izleridir en siyah gülün
O ki hüzün şehrinde gönül eğlendirendir
ki ben,
en uzun yaşayan ölülerin mirasçısı
basit cümleler yorar beni
ve elim ağrır bu yüzden
ince bir ürperti düşer bakışlarıma
onlar ki korkmazlar mı
çocukların bileklerinden fışkıran umuttan?
zaman dişlerini törpüler
ey körpe bedenlerin tutsaklığında
tüm itliklerini gizleyenler!.dilimde ağaran kelimelerin menzilindeki
o korkulu yüzler, o efendiler, kan tüccarları,
aşkı bilmem hangi uzuvlarının
açlığı sanan kimyevi düşler sahipleri
hepsi..
bir şehrin avuçları gökyüzüne yaslanmıyorsa,
yuvalanmamışsa o kan kokusu hala üzerimize
çocuklardan ağzı sulananların hinliğini artıracak kadar
ihanete varmıyorsa sözlerimiz
bizi serinliğe ulaştıramayacaktır
iştahla bitirilmiş kitapların ardındaki gerçek,
sevdiğimin giydiği kurşuni gelinlik
ve çocukların yanaklarında taşıdığı izler, korumayacaktır ateş diyarından
ne kelimelerimizde ki anlam
ne de alnımızla kutsadığımız dünya
ve bir de aşk
ki o;
avulanmış bakışlarla kutsanan yârin dudağından kalkan duadır
adı sevdadır, kavgamdır!
sen ey nefesi gül kokan yar!
suskunluğunda Meryem'in hikmeti olan
Sümeyye'nin sabrını kuşanan
Ey yüreğine bin bir dertler salınan güzel!
yüreğinde Kızıldeniz'ler bilirim
dağların yürütüldüğü o güne bilenirsin
Ey Fatıma'yı Fatıma yapan
sen sevindir bizleri
çocukların saçlarının ağardığı o günde...
*siz hep mahzun ve güzel kaldınız/ Gökhan Özcan